1. Haberler
  2. Gündem
  3. Özgür Özel: “Temmuz sonu, ağustos başında yeni parti için resmi adım atılır”

Özgür Özel: “Temmuz sonu, ağustos başında yeni parti için resmi adım atılır”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti tartışmalarına ilişkin, “CHP'de birkaç hukuki mücadele veriyoruz ama hepsinin 10-15 günlük işleri var. Temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte yeni parti konusunda resmi adım da atılır" dedi. Özel, yeni partinin isim ve logosu üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Genel olarak bir genel kabul gören isim belli. Logo daha çalışılıyor. Şimdilik ‘Yeni Parti’ diyelim. Yeni bir isim olana kadar ‘Yeni Parti’ diyelim" diye konuştu.

Özgür Özel: “Temmuz sonu, ağustos başında yeni parti için resmi adım atılır”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, yeni parti tartışmalarına ilişkin, “CHP’de birkaç hukuki mücadele veriyoruz ama hepsinin 10-15 günlük işleri var. Temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte yeni parti konusunda resmi adım da atılır” dedi. Özel, yeni partinin isim ve logosu üzerinde çalıştıklarını belirterek, “Genel olarak bir genel kabul gören isim belli. Logo daha çalışılıyor. Şimdilik ‘Yeni Parti’ diyelim. Yeni bir isim olana kadar ‘Yeni Parti’ diyelim” diye konuştu.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, SZC TV’nin canlı yayın konuğu oldu. Özel, 10’uncu yıl dönümünde, 15 Temmuz 2016 akşamını ve kendisinin grup başkanvekilliği görevini üstlendiği o tarihte, darbe girişimi akşamı Meclis’in nasıl açıldığını anlattı. Özel, o günden bugüne FETÖ ile mücadelede ne noktaya gelindiği ve mücadelede eksikler olup olmadığı sorusuna karşılık şunları söyledi:

“Ben o gece buraya koşarken, gelirken tüm milletvekilleri gibi, ‘Bizden haber alamazsanız korkmayın, Meclis’e gidiyoruz’ dedik. Ailelerimizle helalleştik. Uzun bir süre benden haber alamayınca sığınakta telefonlar çekmediğinden, çıktığımda kızım telefonda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Çok endişe etmişlerdi. Biz o gece buraya gelen bütün milletvekilleri, canları pahasına buraya geldiler. Canım pahasına buraya savunmaya geldiğim şey; Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan seçme-seçilme hakkı, sandık ve demorkasi. Yani ülkeyi seçilmişler yönetsin diye, Atatürk bu ülkeyi bir tek adam rejiminden kurtardı, bir Meclis kurdu. Kurulan Meclis kurumsallaştı, çok partli rejime geçildi ve bütün eksikliklerine rağmen bir parlamenter demokrasi yerleşti. Onu savunmak için geldik. Çünkü eğer seçimle gelenin seçimle gittiği bir düzeniniz yoksa bugün ülkede bir iktidar vardır, yarın darbeye açıktır. Bugün ülkede bir refah vardır, yarın yoktur. Hiçbir şeyin grantisi yoktur. Her şeyin garantisi hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığıdır, demokrasidir, milletin memnun olmadığını gönderebilmesidir.”

“O GÜN DARBEYLE MUHATAP OLAN İKTİDAR, BUGÜN CHP’YE ATANMIŞ YÖNETİM GETİRİYOR”

Özgür Özel, bugün bakıldığında 15 Temmuz günü, muhalefetin de desteğiyle, milletin takdiriyle, şehitlerle, gazilerle milletin koruduğu şeyin, bu parlamento ve Cumhuriyet rejimi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bugün geldiğimiz noktada o gün seçilmişlere darbe yapanların uzaklaştırmaya çalıştıkları, bugün seçilmişlere darbe yapıyorlar. Ben o gün darbeye muhatap olan iktidar partisinin gözünün içine baktığımda, 23 yıl boyunca seçim kazandığında seçim sonuçlarını baş tacı eden, ilk seçim kaybettiğinde sonucu hazmedemeyen bir anlayış görüyorum. Ben iktidar partisini yönetenlere baktığımda ya da onun atadıklarına baktığımda, seçim sonuçlarına saygı duyan değil, ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ diye söyleyip sonra İstanbul’u üç kez üst üste kazanan, mazbatası iptal edilmesine rağmen tekrar seçimde açık farkla kazanan, sonra 1 milyonun üzerinde farkla beş yıl yönettikten sonra kazanan birisini alıp hapse koymalarını, yani bir cumhurbaşkanı adayını siyasetten men etmeye çalıştıklarını görüyorum. Yani karşılarındaki rakibi hapse attıklarını görüyorum. CHP’nin başarılı belediye başkanlarını hapse attıklarını görüyorum. CHP’nin kendi seçimlerine müdahale ettiklerini, CHP’ye seçilmiş değil atanmış bir yönetim getirdiklerini görüyorum.

“BUTLAN SÜRECİNDEN RHATSIZ OLAN AK PARTİ’LİLER VAR”

Darbeye muhatap olduğunuzda destek istemek önemli de darbeye muhatap olduğunuzda direnmek önemli de milleti sokağa çağırmak önemli de siz darbeye kalkışırsanız ne oluyor? Bu sefer darbeye muhatap olanları, örneğin miting yaptıklarında ‘Milleti sokağa mı çağırıyorsunuz’ diyor. Eğer sandık ortadan kalkıyorsa sokak meşru bir haktır. 15 Temmuz akşamı bu hak kullanılmıştır. Sandıkla gelip o gün darbeye muhatap olanlar, bugün sandığı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Burada bir istisna tutmak isterim. Her yerden şu haberler geliyor: ‘AK Parti’nin içinde de çok sayıda arkadaşımız rahatsız.’ Rahatsız olanları rahatsızlıklarını dile getirmeye, partileri içinde bunun mücadelesini vermeye davet ediyorum ama ayırıyorum. Arkadaşlarımızla, her birimizle temasa geçen bire bir diyaloglarda bu yapılanları kimsenin onaylamadığını söyleyen, sessiz ama güçlü bir kitlenin içeride olduğu söyleniyor. Bu işten rahatsız olanlar konuşmalı ama bu işten rahatsız olmayanların bugün çıkıp da darbe konusunda, darbecilere direnç konusunda, demokrasi konusunda söyleyecek bir şeyleri yok. Onu çok net bir şekilde ortaya koymak lazım.

Şunu da söylüyorlar: ‘15 Temmuz gecesi muhalefetin en acarı Özgür Özel’di. Kalktı, ekibini topladı, geldi.’ Ben dedim ki o gece, bu kürsüde ‘100 yıllık partiyiz. Yeneriz, yeniliriz ama hiçbir darbeden medet ummadık, hiçbir darbeye teslim olmadık. Darbecilerin tam karşısında, demokrasinin ve seçilmişlerin arkasındayız.’ ‘Bunu diyen kişiyi, biz partisinde seçildiği koltuktan indirdik.’ Onların deyimiyle söylüyorum, o dönemde Kemal Bey’in darbeyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri eleştirerek ‘Darbeye darbe demeyen, sanal darbe diyen, tiyatro diyen birisini aldık, buraya getirdik. Bu ne yaman çelişki’ diye AK Parti’nin içinden çok söz geliyor. Ben tabii 15 Temmuz gecesi tutumunun partimizin tutumu olduğunu her zaman söyledim. Onu bir kez daha ifade etmek isterim.”

KEMAL BEY CEVABI FETÖ’NÜN MAĞDURLARINDAN ALDI”

Özel, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Partiden FETÖ’cüleri uzaklaştıramadığım için özür diliyorum” ve “FETÖ, Özgür Özel ve arkadaşlarına destek veriyor. YouTuber’lara bakın, hepsi destek veriyor” açıklamalarının sorulması üzerine, şunları söyledi:

“Kemal Bey buna bir kere kalkıştı, bayramlaşmada o topladıkları kalabalığa hitap ederken. Orada bir FETÖ iması yaptı. Cevabı, Balyoz mağduru, içeride yıllarca yatmış, askeri casusluk mağduru, Ergenekon mağduru, o günlerde her ihtiyaç duyduklarında yanlarında Özgür Özel’i, Veli Ağbaba’yı, Nurettin Demir’i, CHP’nin cezaevi komisyonu üyelerini, siyasi davaları takip komisyonu üyelerini görenler, Ali Tatar’ın kardeşi sevgili Ahmet Tatar’ın başkanı olduğu Kumpas-Der’den, dönemin Genelkurmay Başkanından ve bütün FETÖ mağdurlarından aldılar. Kemal Bey’e en sert eleştiriler o günlerde, ‘Herkese FETÖ’cü diyebilirsiniz de Özgür Özel’e, arkadaşlarına diyemezsiniz. FETÖ’nün en acımasız günlerinde yanımızda bir tek onlar duruyordu’ dediler. Bunun üzerine Sözcü Televizyonu’nda yapılan geri almayı, telafiyi ya da ‘Ben onu demek istememiştim. Kendi FETÖ’cü danışmanlarım vardı. Onları ayıklayamamışım, onları kastettim’ gibi bir öz eleştiriyi aldık, kabul ettik.

“ATTIKLARI ÇAMUR BİZE YAPIŞMAZ”

Onun üstüne şimdi, yok FETÖ’cü YouTuber’lar… YouTuber’ların hemen hepsi Kemal Bey’in karşısında. Bunların yüzde 99’u bağımsızken, içlerinde yüzde 1-2 tane yurt dışından yayın yapan YouTuber varsa o da öyle bir değerlendirme yaptıysa bu bana destekle, benden ilişkiyle olacak diye bir şey olabilir mi? Ona bakarsanız yıllarca Kemal Bey’e bu suçlamayı AK Parti yöneltiyordu. ‘Yurt dışındaki FETÖ’cü YouTuber’lar iktidara karşı muhalefeti desteklemeye kalkıyorlar. Kemal Bey’i destekliyorlar, bunlar FETÖ’cü’ diyordu. Kemal Bey yıllarca kendisine yapılan bu ithamı döndürüp bana mı yapacakmış? Olacak şey mi? Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk’ta dimdik duran, buna karşı sekiz tane kitap yazan bizim ekibimiz, darbe gecesi burada net duran, darbeden sonraki süreçte de her fırsatta FETÖ’cülerin hedefi olan, FETÖ’cülerin saldırısına uğramış birisine bu attıkları çamur yapışmaz. O konuda biz teflonuz. Bizde durmaz. Üstünde duran varsa kendini sorgulayacak. Üstüne yapışan varsa kendini sorgulayacak. Bize yapışmaz.”

“HÜSEYİN CAN GÜNER, SİYASİ BİR OPERASYONUN ANKARA AYAĞININ İLK ADIMIDIR”

Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasının sorulması üzerine, “Çankaya Belediyesi’ne iki gün önce yaptığımız çağrıyla bir yürüyüş, belediye önünde de bir konuşma yapmıştık. Çankaya Belediyesi’ni o anlamda yalnız bırakmış değiliz, ilk tepkimizi orada yaptık. Hüseyin Can Güner siyasi bir operasyonun Ankara ayağının ilk adımıdır maalesef” dedi.

19 Mart’ı “fütüristik bir darbe” olarak niteleyen Özgür Özel, şöyle devam etti:

“Geleceğe yapılan darbedir. O darbe İstanbul odaklı başlamıştır. Aldığı bütün kararlar neredeyse Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından bozulan hakim Akın Gürlek’i, Erdoğan alıp Adalet Bakan Yardımcısı yapmıştı. Krtik kararlarının tamamı Anayasa’ya aykırı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına aykırı.

Mahkeme mahkeme gezdirilir, istenen kararı alırdı. Siyasi bir göreve geldi. Artık hakimler, savcılar siyasete girdi, oraya dönemezler. Hayır efendim, Anayasa’da ‘bakan yardımcılığı’ diye yazmadığı için bu yasak, çünkü sonradan ihdas ettiler, aldılar Akın Gürlek’i, İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı yaptılar. O günden itibaren bir siyasi operasyon başladı. İstanbul’da yaptıklarını yaptılar. Ve bugün gelinen noktada o kişiyi alıp tekrar bakan yaptılar.

Geçtiğimiz günlerde çıkan kararnamelerle Ankara’da İstanbul’un yaptığı gibi siyasi operasyonlar yapmayan, ‘Delil yoksa yapmam. Belediyenin nasıl denetleneceği belli, müfettişler bir eksik bulursa giderim. Eksik yoksa gidip bütün dosyaları alıp iş adamlarına baskı yapıp, iş adamlarını mal varlıklarıyla tehdit edip, gencecik bürokratları uzun yıllar hapisle tehdit edip onları iftira atmaya zorlayan sistemi biz Ankara’da yapmayız. Biz usulüne uygun denetimler yaparız. AK Partili belediyeye ne yapıyorsak CHP’de öyle tavır içinde oluruz’ diyenler gitti. İstanbul’da bu operasyonları yapan ekibin içinden isimler buraya geldi ve yerleşti.”

“ANKARA’YA KORKU YAYACAK BİR ADIMDIR”

Özgür Özel, Çankaya Belediyesi’ne yönelik siyasi bir operasyon yürütüldüğünü söyleyerek, şöyle konuştu:

“Hüseyin Can Güner özel seçilmiş bir isimdir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yıllardır evladı gibi yanında olan, Özgür Özel’in yıllardır avukatlığını yapmış olan, Özgür Özel’in güvendiği, inandığı, 16 yaşından beri partiye gelip giden, 18 yaşından beri parti üyesi olan, gençlik kolları başkanlığından ilçe yöneticiliğine, belediye başkanlığına kadar kritik görevleri üstlenen, hem Özgür Özel’in canını yakacak hem Özgür Özel’e mesaj olacak hem de Ankara’da felaketin ilk adımının atıldığıyla ilgili korkuyu Ankara’ya yayacak, mesajı Ankara’ya yayacak, bundan siyasi menfaat umacak bir adımdır. O yüzden tek üzüntüm şu, Hüseyin ile her konuştuğumda biz birbirimizin her şeyine kefiliz. Hüseyin’in hiçbir yanlışın herhangi bir yerinde, bizi utandıracak herhangi bir şeyin, herhangi bir noktasında olmadığını biliyorduk. Polis sorgusu, savcılık sorgusu, hakimlik sorgusu hiçbirinde Hüseyin Can’ın bırakın tutuklanmasını, bırakın gözaltına alınmasını, çağrılıp ifadesine başvurulmasını gerektirecek bir şey yok. Aynı dosya defalarca müfettişler tarafından incelenmiş. Hatta Sayıştay bu rapora bu ihalenin kamu menfaati yarattığını, daha ucuza işin daha sonra yaptırıldığını söylemiş. O yüzden Hüseyin Can’ın muhatap olduğu durum bir yolsuzluk soruşturması ya da bir mali suç dosyası değil siyasi bir operasyondur.”

‘ŞÜPHELERİM VAR’ LAFI İÇİMİ YAKMIŞTIR, HİÇ YAKIŞMADI”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hüseyin Can Güner sorusuna verdiği, “Şüphelerim vardı” yanıtının sorulması üzerine ise Özgür Özel, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çok ayıpladım. Çok içimi yaktı. Bir de Hüseyin Can, Çankaya Belediye Başkanıyken Sayın Kılıçdaroğlu defalarca kendisini arar, konuşur, birtakım istekler, talepler, vatandaşın talebi kendisine doğal olarak önceki bir genel başkan olarak telefonlar geliyor, istekler geliyor, belki şikayetler geliyor, onları söyleyen, Hüseyin Can Güner’in hiç saygıda kusur etmediği, Hüseyin Can’ın hikayesini bilen, Hüseyin Can’da en ufak bir leke olmadığını, onda şüphe duyulacak hiçbir şey olmadığını en iyi bilmesi gerekenlerden bir tanesi Sayın Kılıçdaroğlu. Sorunun karşısında takılıp da CHP’li belediye başkanlarına örnek Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapıldığında Özgür Özel ne yaptı belli. Gidiyor, büyük bir mücadele başlatıyor. O günden bugüne durmuyor. Kendi hedef oluyor, ailesi hedef oluyor. Saldırıya uğruyor, çocuklarının, eşinin adresleri ilan ediliyor, en yakınlarına saldırılıyor, gözaltılar oluyor, dokunulmazlıkla tehdit ediliyor, 54 fezleke geliyor, Özgür Özel belediye başkanlarını yalnız bırakmıyor, arkadaşlarını yalnız bırakmıyor değil mi? Hikaye o. Seçilmiş Özgür Özel. Şimdi bakıyorlar siz ne yaptınız? ‘Operasyon oldu belediyeye, Ankara’nın kalbine. Niye bir açıklamanız olmadı’ sorusuna, böyle bir uzun sessizlikten sonra, ‘Şüphelerim var’ lafı hiç yakışmadı. İçimi yakmıştır, çok ayıp olmuştur.”

“DOSYAYI ELDE TUTUP YARGITAY’A YOLLAMIYOR”

Özel, “Yeni partiye ilişkin bir tarih ilan edecek misiniz?” sorusu üzerine de şöyle konuştu:

“‘Yargıtay’dan bir sonuç çıkmazsa’ diyoruz ve Yargıtay’a bir beklenti yönlendiriyoruz ya örneğin Sayın Devlet Bahçeli de demişti, ‘Yargıtay’ı beklemeliler.’ Herkes bunu söylüyor ya. Şu anda şunu bilelim: Dosya Yargıtay’da değil, dosya kararı veren mahkeme, Adalet Bakanlığı’nın açık baskısıyla… Zaten böyle bir karar veremeyeceğini bütün Yargıtay konuşuyor. Deniyor ki ‘İstinaf Mahkemesi sonuç doğuracak tedbir kararı alır mı? Bu tedbir kararı sonucu etkiliyor. Bu da Yargıtay’ı yok saymak demek. Nasıl böyle bir karar alınabilir?’ Bu istinaf kararını alan BAM mahkemesi, dosyayı 55 gündür elinde tutuyor. Normalde bir günlük iştir gitmesi, yollaması. Düğmeye basacak, dosyanın Yargıtay aşaması başlayacak. Onları 15 güne uzatıp, ikinci bir 15 gün yaratıp, NATO’ya kadar ‘Hastayım’ diye izin alıp, NATO’yu boş geçirip şimdi yeniden rapor almışlar. Düğmeye basmak oradaki müdürün görevi. O görevi hakim üstüne almış, ‘Düğmeye basmasın’ diye. Düğmeye basmıyor 55 gündür. O yüzden dosya Yargıtay’a gitmiyor. Bu ne demek? Aldığı karara güvenmiyor, inanmıyor, korkuyor ‘Yargıtay bozacak’ diye. Tabii bir dosyayı elde tutup Yargıtay’a yollamamak nasıl bir şey? HSK senin canına okur normal şartlarda. Karar alıyorsun, dosyayı göndermiyorsun. Koca bir siyasi partinin hak aramasının önüne geçiyorsun. Normal şartlarda hak aramanın, hele hele bir üst mahkemeye gitme hakkının fiilen engellenmesi nasıl bir suçtur. Bunu 55 gündür yaptığı gibi üç-beş gün daha yapıp araya 50 günlük daha adli tatil sokmaya çalışıyor. Bu sırada ben ne yapacağım? Partiden ayrılacağım, parti kuracağım. Böyle bir sonuç doğurmaya çalışıyor istinaf mahkemesi. Peki onu kim denetleyecek? HSK. Ondan korkar değil mi? Başı, kendisine bu kararı aldıran Adalet Bakanı’nın ta kendisi. İstanbul’da katliamları yapan, gelen ve geriye gidip İBB operasyonlarını yapan, gelen ve burayı dizayn edip buradaki operasyonları yapan, BAM’a baskı yapıp alınmayacak bir kararı aldırtan. Bütün bu Meclis’teki 600 milletvekiline sorsanız 590’ının şaşkınlıkla karşıladığı, bütün siyasi partiler hukukunu altüst eden, artık kimsenin koltuğunun garanti altında olmadığı, bir BAM hakiminin istediği partiyi istediğine verebileceği bir süreci başlatan mevzunun kendisi.

“ANAYASA ÇİĞNENİYOR”

Dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir şey. Kararı aldın, ben de hakkımı aramaya gideceğim. ‘Hakkını arama’ diye karara sarılmış, oturuyor. Bundan bir şey murat ediyor. Butlan kararı alınmadan önce kimin heyete nasıl bağırdığını biliyoruz. Heyetteki kadın hakimlerden birinin nasıl bundan etkilendiğini çok yakından biliyoruz. Bunların hepsini günü geldiğinde; ifadelerine başvurulduğunda, tanıklıklarına başvurulduğunda, ‘Nasıl baskılar yapıldı, nasıl yapıldı?’ O kadar büyük bir iştir, Yargıtay’ı hiçe sayıyorlar. Koca Yargıtay binasına dosyanın ulaşmasına engel oluyorlar. Burada Yargıtay‘ın kurumsal kimliği de yok sayılmaktadır, hak ama özgürlüğü, Anayasal haklar… Ona bu talimatı veren kanunsuz emir veriyor ama bu kanunsuz emri uygulayan Anayasa’yı çiğniyor, Anayasal suç işliyor.”

“TEMMUZUN BİTİMİ AĞUSTOSUN BAŞLANGICIYLA BİRLİKTE RESMİ ADIM ATILIR”

Özgür Özel, yeni partinin ne zaman kurulacağına ilişkin sorusuya da şu yanıtı verdi:

“20 Temmuz elbette zaten bekleniyor. Bunun devamında biz CHP’de birkaç hukuki mücadele veriyoruz ama hepsinin bir hafta, 10-15 günlük işleri var. İmzaların gereğini yapmadılar. Bunun bir mahkeme süreci var. Biraz önce konuştuğumuz Yargıtay süreci var. Bir de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğumuz, Parti Meclisi’nin düştüğü ve 40 gün içinde kurultay yapılmasıyla ilgili bir süreç var. Bunların hepsi bir hafta, 10-15 günlük işler. Ondan sonra Merkez Yönetim Kurulu’nu toplayıp bir karar vereceğiz.

Seçilmiş il başkanlarımla konuşacağım, PM ile konuşacağız. Bir yandan bir grup arkadaşımız yeni parti kurulumuyla ilgili, bir grup arkadaşımız mevcut bir siyasi partinin hazırda bulundurulmasıyla ilgili her ihtimale karşı görüşmeler yapıldı, o konudaki hazırlıklar yapılıyor. Tüzük yazılıyor, program yazılıyor, kurucular kuruluna karar veriliyor.

Ama temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte bu konuda resmi adım da atılır. 22’sinde kurulacak diye bir şey yok. Hukuki yollar bitip bunlar artık bize bu noktada, AK Parti’nin yargı bürokrasisiyle, partinin butlan bürokrasisinin eş güdüm halinde birlikte çalışarak, bizim partideki seçme ve seçilme hakkımızı, partideki siyaset yapma imkanlarımızı ortadan kaldıklarına kani olduğumuz noktada adımımızı atarız.”

“MİLLETİN GÖNLÜNDE  PARALELLİK YOK, GERÇEKLİK VAR: SEÇİLMİŞ CHP”

Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun “Paralel yapıya izin vermem” sözlerinin sorulması üzerine de şunları söyledi:

“‘Paralel yapıya izin vermem’ dediği Meclis’teki milletvekillerinin eğer partinin Genel Başkanı, ki seçilmiş Genel Başkan bir milletvekiliydim, atanmış Genel Başkan milletvekili olmadığı için parti bir Grup Başkanı seçti, kural bu. Meclis de Grup Başkanını ve milletvekillerini muhatap alır. Bu kuralın işletilmesinden önce ‘İki başlılık olmaz, paralel yapı olmaz.’ Milletin gönlünde bir paralellik yok ki. Milletin gönlünde bir gerçeklik var, seçilmiş CHP. Bir de kayyumlık, butlanlık durumu var. O da seçilmemiş, atanmış, istenmeyen CHP. Maalesef CHP’yi bu ikileme getiren, o görevi kabul eden kendisi. Ama bugün geldiğimiz noktada CHP’de hesap; yüzde 50-50, yüzde 40-60, yüzde 70-30 bir bölünme değil. Tarafsız-bağımsız anketlere baktığınızda herkesin gördüğü şu: Özgür Özel CHP’nin başındaysa AKP ile farkı üç puandan sekize çıkmış. Yoksa CHP barajın altında. Yeni bir parti kurduysak parti, AKP’nin dört puan üzerinde, geri kalan CHP çok çok daha kötü bir durumda. Karpuzu ortadan bölmeyi bırakın, karpuz bir yanda duruyor sapı bir yanda duruyor. Yüzde 1’lik bir durumda. Biz gittiğimizde geriye kalan, seçilmemiş, partideki ayrılığa sebep olmuş, inat etmiş, kurultay yapmamış yapının milletin ve partinin gönlünde olmadığı ortada.

KILIÇDAROĞLU’NA SESLENDİ

Madem parti bölünmesin istiyor, ben de asla bölünmesin diyorum. Zaten partiyi bölmeyeceğiz. Seçilmiş CHP olarak bir yere gideceğiz. Butlancılar bir yerde kalacak. Butlana oy vermek isteyen butlana oy verecek. Ama parti bölünmeyecek. Kemal Bey’in hiçbiri işine gelmiyor çünkü hiçbirinden seçilemeyeceğini biliyor. O yüzden ‘Yapmam seçimleri’ diyor. Ben de diyorum ki, gelin, en büyük ‘arınma’yı yapalım. En büyük arınma, en büyük denizde yüzmekle olur. Gelin, 2 milyon üyemize gidelim. Üyemize diyelim ki ‘Buyrun Kemal Bey konuşsun, Özgür Özel konuşsun.’ 2 milyon üyemiz sandığa oy atsın. Bu milletin, bu partinin bu kültürü var. Ben 2 milyon üyeyi, cumhurbaşkanı adaylığı seçimine çağırdım. Üye olmayanlar ‘Biz de oy kullanamayacak mıyız’ dediler. Dayanışma sandığı kurduk. 15 buçuk milyon oy kullanıldı dayanışma sandığında. Bu milletin sandık kültürü var. Bu parti, sandığı getiren parti.

Buradan Kemal Bey’e söylüyorum: Arınacaksak en büyük arınma için milletin hakemliğine başvuralım. Gidelim 2 milyon üyemize, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel yarışalım. Kaybeden siyasetten çekilsin. Partiyi bıraksın, partiyi salsın.

“YÜZDE 90’IN ALTINDA OY ALIRSAM SİYASETTEN TAMAMEN ÇEKİLECEĞİM”

Ben ayrıca da şöyle bir iddia koyuyorum. Yarıştık, yüzde 90’ın altında bir oy alırsam, bakın yüzde 50 güven oyudur, yüzde 90’ın altında oy alırsam siyasetten tamamen çekileceğim. Bir gün daha siyaset yapmayacağım. Yüzde 90’ın altında oy aldığımı kendime güvensizlik sayacağım. Sayın Kılıçdaroğlu zaten yaptığımız son kongrede yüzde 50’nin altında oy aldı ilk turda, herkes ‘Çekilmelisiniz’ dedi. O durumda bile çekilmediği için ikinci turda kendisine oy veren 200 delege döndü, bize oy verdi. ‘Olmaz artık’ dedi. Kemal Bey kurultayda yüzde 50’nin altında oy aldığında da çekilmemişti. Zaten bize en büyük eleştiri seçim kaybetmemiz değil. Seçim kaybından sonra gereğini yapmamamız. Özeleştiri yapmamamız Kemal Bey’in döneminde. Benim geçmişte en zorlandığım soru şuydu: ‘Sayın Erdoğan, ‘Ben seçimleri kazanamazsam çekileceğim. Ey Kılıçdaroğlu, Bahçeli siz bu seçimden birinci parti çıkmazsanız siyaseti bırakmaya var mısınız’ dedi. Bu soruya Kemal Bey’in cevabı ne olur?’ Ben kolay kolay soru altında kalmam, ben bu soruların hep altında kalıyordum, zorlanıyordum. Çünkü siyaset iddia meselesidir. ‘Kaybetsem de devam edeceğim’ demek, ‘Ben iktidara değil, muhalefete talibim’ demek. O yüzden siyaset iddia işidir. Ben iddiamı şöyle koyuyorum: ‘Gel salonlara sığmayalım, bir genel seçim havasında bir pazar günü Türkiye’de bütün ilçe başkanlıklarımızda sandıkları kuralım. Yarışalım. Kaybeden gitsin.’ Yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakacağım. Kemal Bey’i bu erdemli, ahlaklı, onurlu ve partili kimliğine yakışır yarışa büyük bir saygıyla davet ediyorum.”

YENİ PARTİNİN İSMİ NE OLACAK?

Özel, yeni partinin isminin belirlenip belirlenmediğinin sorulması üzerine de “Millet belirliyor. Ben henüz belirlemedim. Çok isim de dolaşıyor. İsim ve logo çalışıyoruz. İsimde bir belirginleşme ortaya çıkmaya başladı. Genel olarak bir genel kabul gören isim belli. Logo daha çalışılıyor. Şimdilik ‘Yeni Parti’ diyelim. Yeni bir isim olana kadar ‘Yeni Parti’ diyelim” şeklinde konuştu.

Özgür Özel: “Temmuz sonu, ağustos başında yeni parti için resmi adım atılır”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.