1. Haberler
  2. Gündem
  3. İBB Davası’nın 68’inci günü sanıkların savunmalarıyla devam ediyor

İBB Davası’nın 68’inci günü sanıkların savunmalarıyla devam ediyor

İBB Davası’nın 68’inci günü, tutuksuz sanıkların savunmasıyla devam ediyor. Saat 21.00 itibarıyla 13 tutuksuz sanık savunma yaptı.

İBB Davası’nın 68’inci günü sanıkların savunmalarıyla devam ediyor
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: ÇAĞATAN AKYOL

(İSTANBUL) – İBB Davası’nın 68’inci günü, tutuksuz sanıkların savunmasıyla devam ediyor. Saat 21.00 itibarıyla 13 tutuksuz sanık savunma yaptı.

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 68’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda yapılıyor.

İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun ardından iş insanı Adem Kameroğlu, SEGBİS yoluyla Muğla’nın Bodrum ilçesinden duruşmaya katıldı. Kameroğlu, şunları söyledi:

“Ben özellikle mülki işlerde devlet işleriyle, bürokrasi işleriyle önüme çıktığı zaman hemen ‘Olsun, verelim gitsin. Yeter ki işi bitirelim’ zihniyetiyle mücadelenin içinde oldum. Geldiğimiz noktada baktım ki bir süre sonra kuralıyla oynamazsam burada ben oyunu kaybederim. Konu Pelican Hill villalarıdır. 2013’te villalara başladık. 2016’da da bu villaların inşaatı başlayınca ikisi birlikte yoğun bir trafik başladı. 2017’de ne oldu? Biz ne oldu da bu villayı verdik? Ben savcılıkta verdiğim ifadelerin hepsinin arkasındayım. Ekrem Bey ve ailesi projeyi ziyaret ettiler. Benim o gün haberim yoktu. Sonraki süreçte onların genel müdürü Tuncay Yılmaz ile trafiğimiz başlamıştı. Onun talebi doğrultusunda, ‘Biz bu evi Ekrem Başkan’a almak istiyoruz. Biz ama ilk etapta her türlü indirimi yap bize, gerekiyorsa maliyetine’ denildi. Ben de ‘Gerekirse yapayım, ne yapayım’ Başka itiraz etme şansım var mı? Yok. Güzel bir yer seçtiler. Ben maliyete yakın çıkarttım, 1,5 milyon lira. ‘Ama biz bu parayı hemen ödeyemeyiz. Ne yapacağız? Bize 2-3 seneye yayılan bir vade süreci olsun’. Peki. 2017 ile 2019 yılları arasında oluşan 1,5 milyon lirayı parça parça, yani 12 tane 100 bin liralık senet, bir tane 300 bin liralık çek olarak anlaşma yapıldı. Ödeme safhası gelmeye başladığında bize bir haber geldi, ‘Biz bu villaların ödemesini yapmak istemiyoruz. Bunlar kayıttan çıksın, biz bunları yedireceğiz. Siz bize sonra tekrar bunları iade edeceksiniz’. Peki dedik, yapacak bir şey yok. Zaten biz bunu maliyetine veriyorduk. Bana söylenen bir şeye benim itiraz etme şansım var mı? Yok.”

“TEHDİDİ BANA ANLATMADINIZ”

Savunmasının ardından İmamoğlu, Kameroğlu’na soru sormak için söz aldı. “Buluşmalarımızda zorda kaldığınızı veya tehdide maruz kaldığınızı ve ödediğiniz bu paraları geri vermek zorunda kaldığınızı niçin bana bir kez bile anlatmadınız” diyen İmamoğlu’na Kameroğlu, “Siz olmasanız dahi sizin yanınızda veya sizin etrafınızda olan insanların talimatı, bizim için her zaman için başkanın talimatı yerine geçti. Nihayetinde ben bu 155 No’lu villa için Kameroğlu İnşaat’ın kasasına 1 kuruş dahi almadım. Orada satışta gözüken 1 milyon 500 bin TL’yi de defaten söyledim, tekrar söyleyeceğim. Biz iade ettik. Tuncay Bey sizin genel müdürünüz efendim. Sizin genel müdürünüz sizin adınıza konuşur” dedi.

“TEHDİDİNİZ SÖZ KONUSU DEĞİL”

İmamoğlu’nun “Neyle tehdit edildiniz” sorusuna da Kameroğlu, “Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil fakat işlerimize engel olunmaması, işlerimizin sekteye vurulmaması, işlerin ağırdan alınmaması için iyi geçinmek, bunları yapmak zorundaydık. ‘Sizler bize baskı yaptınız’ demedim ben. Orayı düzeltelim isterseniz. Biz bunu yapmak zorunda olduğumuzu hissettik” yanıtını verdi.

“İNŞAAT DURDURULDUĞUNDA BÜYÜKŞEHİR AK PARTİ’DEYDİ”

İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız’ın “‘Belediyenin yapacaklarından korktum’ diyorsunuz ya. Bu inşaatla ilgili belediyeden korkacağınız hiçbir şey yok. Neden böyle bir şeyi kendinize mecbur hissettiniz” sorusuna Kameroğlu, “Büyükşehir belediyesi gelip inşaatımı durdurdu 45 gün. Nasıl korkmayayım” karşılığını verdi. “Ne zaman oldu bunlar? Hangi partiydi o” sorusuna da Kameroğlu, “2017 Haziran ayında, 45 gün. AK Parti’ydi büyükşehir” diye yanıt verdi.

“ÖZGÜNER’E TELEFONU OCAKTA VERDİM”

İBB Özel Kalem personeli Burcu Ciner Şimşek, itirafçı Naim Erol Özgüner’in, İmamoğlu’nun telefonuna ilişkin “19 Mart’ta telefonu aldım” beyanına karşı “Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben 2025 yılının ocak ayında telefonu kendisine teslim ettim. 19 Mart’ta artık bu telefon zaten bizim hayatımızdan çoktan çıkmıştı. Bu telefon zaten belediye envanterine kayıtlı, bu da rutin bir uygulama” dedi.

“CİHAZI AÇIP PARÇA SÖKEMEM, KALP PİLİM VAR”

İSPER’de engelli kadrosunda geçici görevle büro personeli olarak çalıştığını belirten Davut Bildik de savunmasında şunları dile getirdi:

“İddianamede benimle ilgili konu, başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazlarının sökülmesi ile ilgili ama tarafımca yaşanan olaylar iddianamede çok farklı yorumlanmış. Aslında yaptığım iş, kayıt cihazını söküp ilgili birimin personeline teslim edip işimin bitmesi şeklinde. Yani belediyede sıradan yapılan herhangi bir işlemden farkı yok benim için bunun çünkü normal şartlarda benim yaptığım iş bu zaten. Güvenlik müdürlüğü gibi iş takibi yapıyorum. Yaptığım şey benim için sıradan bir olaydı. Sadece yaptığım, yapmam gereken işi yaptığım için 11 ay cezaevinde kaldım. Kayıt cihazlarının içerisindeki hard diskleri söktüğüm ve bunları gizlediğim şeklinde bir yorum var iddianamede. Ben teknik bir personel değilim. Bu konuya ait herhangi bir yetki belgem veya bunu yapabilecek bir yetkinliğim yok. Aynı zamanda kalp pili kullanan bir adamım. Herhangi bir cihazın içini açıp da içinden bilmem ne parçalarını, herhangi bir parçayı sökecek ne teknik yetkinliğe sahibim ne teknik bilgiye sahibim ki bir de kalp pilim var. Bunun yüzünden kesinlikle dokunamam böyle bir cihaza. Dolayısıyla bunu kesinlikle reddediyorum. Ben o cihazları söktüm, söktüğüm gibi aynen karşı tarafa teslim ettim.”

“HEM AK PARTİ HEM CHP DÖNEMİNDE 10 YILDIR ÇALIŞIYORUM”

İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, şöyle konuştu:

“3 bin 800 sayfalık büyük bir iddianame içerisinde adım sadece 18 numaralı eylemde geçiyor. Bu eylem Bayram Yıldırım’ın anlatımlarına dayanarak bu eylem kapsamında rüşvete aracılık etmek ile suçlanıyorum. 2016 yılından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde şoför olarak çalışmaya başladım. Hem AK Parti hem CHP dönemi dahil olmak üzere 10 yılı aşkındır İBB’de makam şoförlüğü yapıyorum. 2019 yılından 2025 Mart ayına kadar Başkan Danışmanı Sayın Murat Ongun’un şoförlüğünü yaptım. Ben adaletin varlığına inanarak burada konuşuyorum çünkü başka tutunacak bir şeyim yok. Benim tek güvencem bu mahkemenin vicdanı ve adaletidir. Sayın heyetten istediğim benim hayatımı, ailemi ve özgürlüğümü sadece bir iddiaya değil; gerçek delillere bakarak değerlendirmeniz. Dosya kapsamında somut hiçbir delil bulunmamaktadır. Yalnızca kendisini kurtarma çabası içinde olan iftiracı Bayram Yıldırım’ın gerçek dışı beyanlarına dayanarak şu an sanık kürsüsündeyim.

“İFTİRA ATMADIĞIM İÇİN BURADAYIM”

Hakkımda iftiralarda bulunan Bayram’ı Ertan Yıldız’ın şoförü olması nedeniyle tanırım. Kendisiyle arkadaş bile değilim. 2023 yılından beri de Bayram ile hiç yüz yüze gelmedik. Ben suç işlediğim için değil, Murat Ongun’un şoförü olduğum için buradayım, iftira atmadığım için buradayım. Ben 42 yaşında bir insanım. Halkalı’da 1 artı 1 evde yaşayan, 4 çocuğuna ve eşine bakmaya çalışan sıradan bir babayım. Çocukları için çalışan, hayatı boyunca alnının teriyle helal ekmek kazanan bir insanım. Ben suçsuzum. Hem AK Parti hem CHP dönemi dahil olmak üzere 10 yılı aşkındır İBB bünyesinde makam şoförlüğü görevini yerine getirdim. Suç unsuru taşıyacak bir eylemde bulunmadım. Hakkımdaki tüm iddiaları tamamen reddediyorum. 2 Nisan 2026 tarihinde Sayın Mahkemeniz tarafından yapılan tutukluluk incelemesinde diğer şoför arkadaşlar ile tahliye oldum. Tek bir yalan beyanla 9 ay boyunca ailemden ve evlatlarımdan koparılarak haksız yere hapis yattım.”

“ANNEM KANSER OLDU”

İmamoğlu’nun danışmanı İbrahim Özkan’ın makam şoförü Mustafa Bostancı, şunları söyledi:

“Bayram adlı şahsın verdiği ifadeyi okudum. Onun verdiği tarihlerde beni, bağlı olduğu Ertan Yıldız tarafından talimat geldi bana. Bir kolinin olduğunu, o koliyi de benim yanımda çalıştığım başkanıma teslim etmem söylendi. Ben de onların makamının olduğu yere, Bakırköy Belediyesi’ne gittim. Tam belediye binasının önünde, giriş kısmında personellerin, halkın giriş çıkış yaptığı kısımda, kameraların önünde normal bir şekilde arabamı çektim. Kendisi ağzı kapalı bir koli ile geldi. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan kendisi koydu. Bagajı kapattı. ‘Başkanıma iletirsin’ dedi. ‘Tabii ki’ dedim. Bindim arabama. A noktasından B noktasına, İbrahim Bey’in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Kolinin içeriğini hiçbir şekilde bilmiyorum, etmiyorum. Yurt dışı yasağı var. Onu kaldırmanızı rica edeceğim. Anneme bir umre sözüm var. Annem ben içerideyken kanser hastası oldu.”

“KIZLARIM CEZAEVİNDE GÖRMESİN İSTEDİM”

Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca da cezaevindeki sürecini “2 kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. 11 yaşında olan kızım, -suçsuzluğumu biliyordum- burada görmesin beni istiyordum. Onu 2-3 ay boyunca, küçüğü de 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım. Sonra baktık ki hiç böyle gitmiyor, sürekli tutukluluk devam ediyor, dedik gelsinler artık. Sonra da sizin karşınıza çıkmadan heyetinizin ve sizin verdiğiniz kararla 2 Nisan’da tahliye olduk. Bu olayla alakalı söyleyeceğim bir şey yok” ifadelerini kullandı.

İBB Davası’nın 68’inci günü sanıkların savunmalarıyla devam ediyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.